
Gurultular: Mide ve Bağırsakların Tuhaf Tarihi
Yazar: Elsa Richardson
Çevirmen: Hasan Can Utku
Hazırlayan: Erkal Ünal
Yayınevi: Koç Üniversitesi Yayınları
ISBN: 9786258520774 · 320 sayfa · Türkçe · Karton kapak · Yayın: 2026
Fiyat: ₺323,00 – Tedarik edilecek
Kitap hakkında
Karnımız, bedenin en sözünü sakınmayan bölgelerinden biridir. İçimizdeki öteki organlar işlerini sessizce görürken o guruldar, kımıldanır, homurdanır; kimi zaman bizi mahcup eder, kimi zaman da zihnimizden ve duygularımızdan önce söz alıyor gibidir. İnsanlar yüzyıllardır bu gürültücü, huzursuz ve inatçı organlar âleminin bizi nasıl etkilediğini merak etmişlerdir: Duygularımızda, ruh halimizde, kararlarımızda, düşünme biçimlerimizde ve benlik duygumuzda karnımızın payı neydi?
Kültür tarihçisi Elsa Richardson, Gurultular: Mide ve Bağırsakların Tuhaf Tarihi’nde okuru Antik Yunan’dan Viktorya dönemi Britanya’sına, on sekizinci yüzyıl Fransa’sından çağdaş Amerika’ya uzanan zengin bir kültürel tarihin içine çekiyor. Bu tarih boyunca karşımıza Edward dönemi vücut geliştiricileri, açlık grevi yapan süfrajetler, iblisler, Orta Çağ simyacıları, hekimler, filozoflar, adab-ı muaşeret yazarları ve olağanüstü “konuşkan” karnı yüzünden hayatı altüst olan talihsiz bir genç kız çıkıyor.
Dini risalelerden tıp metinlerine, beslenme tavsiyelerinden hiciv karikatürlerine, siyasal broşürlerden mikrobiyolojiye uzanan Gurultular, bugün genellikle bağırsak-beyin bağlantısı diye andığımız meselenin modern bir takıntıdan ibaret olmadığını gösteriyor. Karnın tarihinin, aynı zamanda düşünmenin, hissetmenin, çalışmanın, itaatin ve isyanın tarihi olduğunu gözler önüne seriyor.
Gurultular eşliğinde, düşünmemiz gereken soru şu: Sahiden, karnımızın hükmü altında mı yaşıyoruz?
Elsa Richardson, Strathclyde Üniversitesi’nde öğretim üyesidir.
Yapay zekâ özeti
Gurultular, mide ve bağırsakların insanların duygusal, zihinsel ve toplumsal yaşamlarını nasıl etkilediğine dair kültür tarihini anlatıyor. Antik Yunan'dan çağdaş Amerika'ya uzanan dönemlerde Richardson, sindirim sisteminin yalnızca biyolojik bir organ olmaktan öte, bedenin kontrol edilmesi, disipline edilmesi ve siyasal direniş alanı olarak nasıl anlaşıldığını gösteriyor. Orta Çağ simyacılarından Viktorya dönemi görgü kurallarına, açlık grevi yapan süfrajetlerden mikrobiyoloji keşiflerine kadar çeşitli kaynaklar aracılığıyla kitap, bağırsak-beyin bağlantısının modern bir ilgi alanı değil, insanlığın eski bir merakı olduğunu ortaya koymaktadır. Bedenin tarihini yazarken aynı zamanda düşünme, hissetme ve itaat ile isyan biçimlerinin tarihini de sunan bu çalışma, beden ile zihnin ayrılabilir olduğu fikrini sorgulamaktadır.
Bu özet yapay zekâ tarafından kaynaklardan derlenmiştir.