Post-Avrupa kitabının kapağı

Post-Avrupa

Yazar: Yuk Hui

Çevirmen: Burak Çakır

Yayınevi: Vakıfbank Kültür Yayınları

ISBN: 9786255848956 · 192 sayfa · Türkçe · Karton kapak · Yayın: 2025

Fiyat: ₺255,00 – Tedarik edilecek

Kitap hakkında

Son iki yüz yıldır felsefi bir kavram haline gelen ve bir üstünlük aracına dönüşen “Avrupa”nın bugün artık aynı anlamı taşıyamadığı aşikâr. Savaşlar, sömürgecilik deneyimleri, krizler, soykırımlar, göçmen politikaları, artan ulusçuluklar ve ortak bir dünyadan söz ettiren teknoloji… Yuk Hui klasik anlamıyla Avrupa’nın artık olamayacağını hatırlatarak bizi Avrupa sonrası bir durumu düşünmeye davet ediyor. Teknolojinin de artık “Avrupalı” sayılamayacağı tekno-ekonomik dönüşümle şekillenen bu gezegenleşmiş dünya karşısında yurtsuzluk ve yuvaya dönüş özlemini yazar yeniden ele alıyor. Tüm bu tekno-ekonomik manzarada düşüncenin bireyleşmesi için nasıl bir zemin inşa edilebileceğini tartışıyor.

Teknoloji felsefesinin önde gelen isimlerinden Yuk Hui, dünyanın mevcut homojenleşmiş gezegensel haline Heidegger, Jan Patocka, Derrida, Bernard Stiegler ve Gilbert Simondon gibi düşünürlerin penceresinden bakıyor. Fakat bununla da yetinmeyerek Kitaro Nishida ve Mou Zongsan gibi Asyalı felsefecilerle Doğu ve Batı arasındaki basmakalıp karşıtlıkları yıkıyor. Düşüncenin bireyleşmesi meselesiyle Avrupa sonrasında “Asya Nedir?” sorusuna bir cevap arıyor.

Emre Şan’ın Türkçe çeviri için kaleme aldığı önsözün de eşlik ettiği elinizdeki eser, sermaye, tüketimcilik, dijitalleşme ve tekno-bilimin bize sunduğu düzleştirilmiş gezegende, insanın kaçamayacağı varoluşsal yurtsuzluk meselesine dikkat kesilmemizi sağlıyor. Avrupa’nın tahakküm ettiği ve yerelliklerin yok sayıldığı bir dünyada homojenleşmenin faturasını görünür kılarak ve bundan sonrasını düşünerek, düşüncenin bireyleşmesini yeni ve spekülatif bir felsefi mecra olarak konumlandırıyor.

Yapay zekâ özeti

Yuk Hui, teknoloji felsefesinin öncü isimlerinden, Avrupa'nın klasik anlamıyla artık geçerliliğini yitirdiğini ve gezegensel ölçekte artan homojenleşmenin insanı varoluşsal bir yurtsuzluğa sürüklediğini tartışıyor. Kitap Heidegger'in Heimatlosigkeit (yurtsuzluk) kavramından hareketle, modern teknoloji ve sermayenin dünyayı nasıl düzleştirdiğini ve insanı kendi yerelliğinden uzaklaştırdığını inceliyor. Hui, bu yurtsuzluk duygusunun paradoksal olarak muhafazakâr ve milliyetçi hareketleri güçlendirdiğini, ancak eve dönüş arzusunun başkalarını yurtsuz bırakma tehlikesini taşıdığını gösteriyor. Heidegger, Derrida, Stiegler ve Patočka gibi Avrupalı düşünürlerle Nishida ve Mou Zongsan gibi Asyalı felsefecileri bir araya getirerek, Doğu-Batı karşıtlığını aşan ve düşüncenin bireyleşmesini sağlayan yeni bir felsefi ufuk önerüyor. Eser, teknoloji ve küreselleşmenin sorunlarıyla yüzleşen, felsefenin siyasi propagandanın ötesinde ne söyleyebileceğini sorgulayan okurlar için yazılmıştır.

Bu özet yapay zekâ tarafından kaynaklardan derlenmiştir.