Yalnızlar kitabının kapağı

Yalnızlar

Yazar: Zaven Biberyan

Editör: Rober Koptaş

Yayınevi: Aras Yayıncılık

ISBN: 9789757265276 · 240 sayfa · Türkçe · Karton kapak · Yayın: 2000

Fiyat: ₺340,00 – Tedarik edilecek

Kitap hakkında

Zaven Biberyan, siyasetin ve toplumun hızlı bir dönüşüm geçirdiği 1950’li yıllarda, İstanbul’un Anadolu yakasında bir sayfiye yerinde, Erenköy’de, bir yaz hafta sonunda yaşananları anlatıyor Yalnızlar’da. Yazar, bu iki günde yaşananlarla, toplumsal sınıfların ve beraberinde çeşitli statülerden bireylerin iç dünyalarının derin bir psikolojik tahliline girişirken, başta insanlar, sonra da Türk, Ermeni, Yahudi, Rum toplulukları arasında iletişimsizliği, ruhların derinliklerinde gizli şiddet eğilimlerini ve bunların sonucunda kişisel-toplumsal davranış kalıplarında oluşan tahribatı konu ediniyor.

Kenara itilmişlerin ruh hallerini edebiyatına hakkıyla taşıyan Biberyan’ın en önemli metinlerinden biri olan Yalnızlar, yalnızların öfkesiyle hayal kırıklıklarının kesiştiği noktaya götürüyor bizleri.

Yalnızlar, bugün dahi çözülememiş, kadınlık, erkeklik, aile, Ermenilik, Türklük, kentlilik, taşralılık dertlerimize tutulmuş yalansız bir ayna.

Zaven Biberyan, Türkiye'nin yakın tarihine farklı bir açıdan baktığı Yanlızlar'da, siyasi iktidarın el değiştirmesiyle toplumun da hızlı bir dönüşüm geçirmeye başladığı 1950'li yılların başlarında, İstanbul'un Anadolu yakasında bir sayfiye yerinde, Erenköy'de, bir yaz hafta sonunda yaşananları anlatıyor.

Yazar, bu iki günde yaşananlarla, toplumsal sınıfların ve beraberinde çeşitli statülerden bireylerin iç dünyalarının derin bir psikolojik tahliline girişirken, başta bireyler, sonra da Türk, Ermeni, Yahudi, Rum toplulukları arasında iletişimsizliği, ruhların derinliklerinde gizli şiddet eğilimlerini ve bunların sonucunda kişisel-toplumsal davranış kalıplarında oluşan tahribatın getirdiği yalnızlaşmayı konu ediniyor.

Marjinalliğe zorlanmışların içeriden bakışına sahip, Ermenice 'Lıgırdadzı' kitabının Türkçe versiyonu olan Yalnızlar, toplumsal yalnızlığa itilenlerin öfkesiyle bireysel gerçekliklerin kesiştiği noktaya götürüyor okuru.

“Ah­par…”

On met­re ka­dar yak­laş­mış­lar­dı, o sı­ra­da ci­var­da baş­ka kim­se yok­tu. Aret ba­şı­nı çe­vi­rip ar­ka­ya bak­tı. Atil­la fır­sa­tı ka­çır­ma­dı, sert­çe ses­len­di.

“Bir şey mi de­din, ah­par!”

Aret so­kak lam­ba­sı­nın ışı­ğı al­tın­da, Erol’u ve bir iki ço­cu­ğu ta­nı­mış­tı. Dur­du. “Ga­li­ba siz bir şey di­yor­su­nuz,” de­di. Ço­cuk­lar da dur­muş­tu. 18 Mart So­ka­ğı’ndan bir­kaç adım öte­dey­di­ler. Kısa bir ses­siz­lik ol­du.

“Bir çift la­fı­mız var sa­na.”

“Bu­yu­run.”

Bir ateş­bö­ce­ği ara­la­rın­dan ge­çip de­ni­ze doğ­ru git­ti. Bir kız gru­bu gü­lü­şe oy­na­şa yak­la­şı­yor­du.

“Azıcık şöy­le gel,” de­di Atil­la ve 18 Mart So­ka­ğı’na doğ­ru çe­kil­di.

Aret ka­ran­lık ve ten­ha so­ka­ğa bir göz at­tı. Kö­şe­de­ki bak­kal ka­pa­lıy­dı. Di­ğer beş ki­şi, ses­siz ve ha­re­ket­siz, ken­di­si­ni sey­re­di­yorlar­dı. Kız­la­rın ko­nuş­ma­la­rı net ola­rak du­yu­lu­yor­du. Bir ara­ba geldi, iki gru­bu ya­rıp Dal­yan’a git­ti.

Aret’in te­red­dü­tü uzun sür­me­di, so­ka­ğa gir­di.

Erol hoş­lan­ma­dı du­rum­dan. Aret’in, At­ti­la’nın da­ve­ti­ni ka­bul ede­ce­ği­ni dü­şün­me­miş­ti. Kendisi onun ye­rin­de ol­say­dı o ka­ran­lık so­ka­ğa gir­mez­di.

Yapay zekâ özeti

Zaven Biberyan'ın Ermenice orijinalinden çevrilen bu roman, 1950'li yılların başında İstanbul'un Erenköy semtinde geçen bir yaz hafta sonunun olaylarını anlatır. Farklı etnik ve sosyal gruplar arasındaki iletişimsizliği, gizli şiddet eğilimlerini ve bunların yarattığı yalnızlaşmayı derinlemesine psikolojik bir analizle sunar. Marjinalleştirilmiş bireylerin bakış açısından yazılan eser, toplumsal yalnızlığa itilenlerin öfkesiyle bireysel gerçekliklerin kesiştiği noktaya okuyucuyu götürür.

Bu özet yapay zekâ tarafından kaynaklardan derlenmiştir.